AVRUPA BİRLİĞİ


Avrupa ülkesi, gerçek bir siyasi projeye dönüsüp AT üyesi ülkelerin hükümet politikalarinda uzun vadeli bir hedef haline gelmeden önce, sadece filozoflarla önsezili kimselerin düsüncelerinde yasiyordu. Avrupa Birlesik Devletleri hümanist ve barisçi bir hayalin parçasiydi. Yirminci yüzyilin ilk yarisinda meydana gelen ve kitayi derinden yaralayan çatismalar bu hayali darmadagin etti. Avrupa'da ulusal uzlasmazliklari asabilecek bir örgütlenmenin kurulusu Ikinci Dünya Savasi sirasinda totaliter yönetimlere karsi savasan direnis hareketlerinden kaynaklandi. Avrupa'da bütünlesme sürecine ivme kazandiran, biri federasyon yanlisi digeri islevselci iki akimin baslica savunuculari Italyan federalist Altiero Spinelli ile 1951'de Avrupa Kömür ve Çelik Toplulugu'nun (AKÇT) kurulmasina yol açan Schuman Plani'nin ilham kaynagi Jean Monnet'dir. Federasyon yanlisi yaklasim, yerel, bölgesel, ulusal ve Avrupa ölçegindeki güç odaklari arasinda diyaloga ve tamamlayici bir iliski kurulmasina dayanir. Islevselci yaklasim ise egemenligin ulusal düzeyden Topluluk düzeyine tedricen aktarilmasini savunur. Bu iki görüs, günümüzde, tek pazar, para politikasi, ekonomik ve sosyal kaynasma, dis politika ve güvenlik gibi ortak eylemin devletlerin tek tek hareket etmelerinden daha etkili oldugu alanlarda, demokratik ve bagimsiz Avrupa kurumlarina ulusal ve bölgesel makamlar kadar sorumluluk verilmesi gerektigi inancinda iç içe geçmistir.

Avrupa Birligi 1995'te ilk öncülerinin anisina dikilmis bir anit gibidir; ekonomi, sanayi, siyaset, yurttas haklari ve dis politika alanlarini kapsayan çok-sektörlü bütünlesmenin en ileri biçimidir. Avrupa Kömür ve Çelik Toplulugu'nu (AKÇT) kuran Paris Antlasmasi (1951), Avrupa Ekonomik Toplulugu'nu (AET) ve Avrupa Atom Enerjisi Toplulugu'nu (Euratom) kuran Roma Antlasmalari (1957), Avrupa Tek Senedi (1986) ve Maastricht Avrupa Birligi Antlasmasi (1992), Üye devletleri egemen Devletler arasindaki geleneksel anlasmalardan daha siki bir biçimde birbirine baglayan AB'nin hukuki temellerini meydana getirir. Avrupa Birligi, dogrudan uygulanma imkani olan bir mevzuat olusturabilmekte ve yurttaslari lehine özel haklar ihdas edebilmektedir.

Toplulugun çalismalari, baslangiçta alti kurucu üyesi (Almanya, Belçika, Fransa, Hollanda, Italya ve Lüksemburg) arasinda bir kömür ve çelik ortak pazari kurulmasiyla sinirliydi. Savas ertesindeki o günlerde savasin galip ve magluplarini, esitler olarak isbirliginde bulunabilecekleri bir kurumsal yapi içinde bir araya getiren Topluluk, temelde barisi güvence altina almanin bir araci olarak algilaniyordu.

Altilar 1957'de, Fransiz Ulusal Meclisi'nin Avrupa Savunma Toplulugu projesini reddetmesinden üç yil sonra, isgücü ile mal ve hizmetlerin serbest dolasimina dayanan bir ekonomik topluluk kurmaya karar verdiler. Mamul mallarda gümrük vergileri planlandigi gibi 1 Temmuz 1968'de kaldirildi; özellikle tarim ve ticaret politikalari olmak üzere ortak politikalar 60'larin sonunda yerli yerine oturmustu.

Altilar'in basarisi Birlesik Krallik, Danimarka ve Irlanda'yi Topluluk üyeligine basvurmaya yöneltti. General de Gaulle yönetimindeki Fransa'nin 1961'de ve 1967'de iki kez veto yetkisini kullandigi çetin bir pazarlik dönemini takiben, bu üç ülke 1972 yilinda üyelige kabul edildiler. Üye devlet sayisini altidan dokuza yükselten ilk genisleme ile birlikte, Topluluk sosyal, bölgesel ve çevresel konularda üstlendigi sorumluluklarla yeni bir derinlik kazandi.

Amerika Birlesik Devletleri'nin 1970 baslarinda dolarin konvertibilitesini askiya almasiyla ekonomik yakinlasma ve parasal birlik gereksinimi açikça kendini gösterdi. 1973 ve 1979'daki iki petrol kriziyle dünya çapinda parasal istikrarsizlik daha da agirlasti. 1979 yilinda Avrupa Para Sistemi'nin islerlik kazanmasi döviz kurlarinin sabitlesmesine yardimci oldu ve Üye Devletlerin kararli ekonomik politikalar izleyerek açik bir ekonomik alanin dayattigi disiplinden yararlanmalarini ve birbirlerine karsilikli destek vermelerini sagladi.

Topluluk 1981'de Yunanistan'in, 1986'da da Ispanya ve Portekiz'in katilmalariyla güneye dogru genisledi. Bu genislemeler, Onikiler'in, ekonomik gelismeleri arasindaki farkliliklari azaltmaya yönelik yapisal programlar uygulamalarini kaçinilmaz kildi.

Bu dönemde Topluluk Güney Akdeniz ile Afrika, Karayipler ve Pasifik (AKP) ülkeleri ile yeni anlasmalar imzalayarak uluslararasi düzeyde daha önemli bir rol oynamaya basladi; AKP ülkeleri birbirini izleyen dört Lomé Sözlesmesi (1975, 1979, 1984 ve 1989) ile Toplulukla bag kurdu.

Tüm GATT üyeleri arasinda 15 Nisan 1994'te Marakes'te imzalanan bir anlasma ile dünya ticaretinin gelisiminde yeni bir asamaya girildi. Pazarliklari bir blok olarak sürdüren Avrupa Birligi görüsmelere damgasini vurma ve çikarlarinin gözetilmesini saglama konusunda çaba harcadi.

1 Ocak 1995'te Avrupa Birligi'ne üç yeni üye katildi. Avusturya, Finlandiya ve Isveç kendilerine özgü katkilariyla Birligi zenginlestirmekte, Orta ve Kuzey Avrupa'da yeni açilimlar saglamaktadirlar.

Dünyanin en büyük ticaret gücü olmasina karsin, Birlik diplomatik etkinligini arttiracak yapilari gelistirmekte agir davranmistir. Avrupa siyasi isbirliginin amaci disisleri ve güvenlik politikasi alanlarinda hükümetler arasinda daha derinlemesine bir esgüdümün saglanmasidir.

Dünyadaki durgunluk ve mali yükün paylasimi konusundaki iç çekismeler 1980 baslarinda bir "Avrupa karamsarligi" havasinin dogmasina neden oldu. Ama 1984'ten sonra bunun yerini Toplulugun canlandirilmasi konusunda daha umutlu beklentiler aldi. Jacques Delors baskanligindaki Komisyonun 1984'te hazirladigi Beyaz Kitaba dayanarak Topluluk 1 Ocak 1993'e kadar tek pazar olusturmayi kendisine hedef edindi. Avrupa Tek Senedi 17 ve 28 Subat 1986'da imzalandi ve bu iddiali hedefle ilgili mevzuatin kabulü konusunda yeni usuller gelistirdi. Tek Senet 1 Temmuz 1987 tarihinde yürürlüge girdi.

Berlin Duvari'nin yikilmasinin ardindan 3 Kasim 1990'da iki Almanya'nin birlesmesi, Merkezi ve Dogu Avrupa ülkelerinin Sovyet denetiminden kurtulmalari ve demokratiklesmeleri, Aralik 1991'de de Sovyetler Birligi'nin çözülmesi Avrupa'nin siyasi yapisini bastan asagi degistirdi. Üye Devletler baglarini güçlendirme kararliligiyla, temel özellikleri 9-10 Aralik 1991'de Maastricht'te toplanan Avrupa Dorugu'nda kararlastirilan yeni bir Antlasmanin müzakerelerine basladilar.

1 Kasim 1993'te yürürlüge giren Avrupa Birligi Antlasmasi Üye Devletlerin önüne iddiali bir program koymaktadir: 1999'a kadar parasal birlik; yeni ortak politikalar, Avrupa yurttasligi; diplomatik isbirligi; ortak savunma ve iç güvenlik. Dünya ölçegindeki rekabeti gögüsleyebilmek ve issizligi azaltmak için Avrupa Dorugu, Komisyon tarafindan sunulan 'Büyüme, rekabet, istihdam' adli Beyaz Kitaba dayanarak Temmuz 1994'te kita ölçeginde altyapi ve iletisim projelerini yürürlüge koymaya karar verdi.

Artik AB'nin, bir yandan Üye Devletlerin kimliklerini korurken diger yandan da karar verebilme ve uygulama yetenegi bulunan hem etkili hem de demokratik bir örgüt olma yolunda daha ileri gitmekten baska seçenegi yoktur. Yapisini güçlendirip karar mekanizmalarini rasyonalize edemezse, iyice gevseme ya da kimildayamaz hale gelme seçenegiyle karsi karsiya kalacaktir. Atlas Okyanusu'ndan Urallar'a uzanan 'Büyük Avrupa' ancak tek sesle konusup hareket eden istikrarli bir çekirdek etrafinda yapilanirsa örgütlü bir güç olarak gelisebilir. 1996 için planlanan kurumsal gündem iddialidir: 15 üyeli AB'nin yapisinin yeni görevleri gögüsleyebilecek sekilde uyarlanmasi ve kurucularinin büyük siyasi projelerinin kaynaklari göz ardi edilmeden ve kapsami kisitlanmadan tüm kitaya istikrar getirebilecek biçimde yeni üyelerin katilimina hazirlanmasi.

Yaklasik yarim yüzyildir Avrupa bütünlesmesi, kitanin gelismesi ve halkinin zihniyeti üzerinde önemli etkilerde bulunmustur; ayni zamanda güçler dengesini de degistirmistir. Siyasi renklerinden bagimsiz olarak tüm hükümetler mutlak ulusal egemenlik çaginin artik geçtiginin farkindadir.

Ancak güçlerin birlestirilmesi ve AKÇT Antlasmasi'nin ifadesiyle "gelecekteki kader birligi" için harcanacak çabalar sayesinde, Avrupa'nin eski uluslari ekonomik ve sosyal gelismelerini sürdürebilir ve dünya ölçegindeki etkinliklerini koruyabilirler.

Ulusal ve ortak çikarlarin sürekli dengelenmesine, ulusal geleneklerin farkliligina saygi gösterilmesine ve farkli kimliklerin güçlendirilmesine dayali Topluluk yaklasimi her zaman oldugu gibi bugün de geçerlidir. Devletler arasindaki iliskilere damgasini vuran köklü düsmanliklari, üstünlük saplantilarini ve savasçi egilimleri asacak biçimde tasarlanan bu yaklasim Soguk Savas yillari boyunca Avrupa'nin demokratik ülkelerinin özgürlüge olan bagliliklari çevresinde birlesmelerini saglamistir. Dogu-Bati karsitliginin ortadan kalkmasi ve kitanin siyasi ve ekonomik bakimdan yeniden birlesmesi, Avrupalilarin gelecekleri için bugün her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduklari Avrupa ruhunun zaferidir.


AVRUPA BiRLiGi HEDEFLERi

Avrupa Birliginin hedefleri dört baslik altinda siralanabilir. Bunlar;

1) Avrupa Vatandasligi kavraminin olusturulmasi
2) Özgürlük, güvenlik ve adaletin güvence altina alinmasi
3) Ekonomik ve sosyal gelismenin desteklenmesi
4) Dünyada Avrupanin rolünün vurgulanmasidir.

AVRUPA BiRliGi MARSI

Beethoven'in 9. Senfonisi'nin son bölümünden uyarlanan Avrupa Marsi, 1972 yilinda Avrupa Konseyi tarafindan kabul edilmistir. Avrupa Birligi tarafindan da kullanilir. Bu yüzyilin en büyük seflerinden biri olan Herbert von Karajan, solo piyano, nefesli çalgilar ve senfoni orkestralari için üç adet enstrümental düzenleme yazmasi yönündeki Avrupa Konseyi'nin ricasini kabul etmistir.

Dört üye devletin müzik birlikleri, nefesli çalgilar orkestrasi için yeni Avrupa eserlerini tanitmak üzere 1998 yilinda dinamik Orchestre d'Harmonie des Jeunes de l'Union Européenne'i kurdular. En yetenekli genç nefesli enstrüman sanatçilari arasindan yetmis kisi, her yil, Avrupa Birligi'nde hep birlikte egitim görmek ve turne yapmak üzere seçilmektedirler.

Avrupa Birliği Resmi Marşını İndirmek İçin Tıklayınız

Avrupa Birligi Genel Sekreterligi'nin Görevleri


Avrupa Birligi Genel Sekreterligi Teskilat ve Görevleri Hakkinda Yönetmeligin Dördüncü Maddesi uyarinca Avrupa Birligi Genel Sekreterliginin Görevleri sunlardir:

Genel Sekreterlik; Türkiye'nin Avrupa Birligi'ne üyelik sürecinde Disisleri Bakanliginca yürütülen dis iliskilerin koordinasyonu ve katilim müzakereleri dahil tüm dis temas ve müzakereler çerçevesinde asagida belirtilen görevleri yürütür:

a) Avrupa Birligi müktesebatinin üstlenilmesi amaciyla Genel Sekreterlik tarafindan, Devlet Planlama Teskilati Müstesarligi ile isbirligi halinde hazirlanacak Ulusal Program çerçevesinde, kamu kurum ve kuruluslarinca yürütülecek iç uyum çalismalarinda plan ve programlara uygun olarak koordinasyonu saglamak,

b) Türkiye'nin Avrupa Birligi üyeligine hazirlanmasi amaciyla olusturulacak kurul ve komitelerin sekretarya hizmetlerini yürütmek ve anilan kurul ve komiteler tarafindan alinan kararlarin uygulanmasini yönlendirmek,

c) Hükümetin ve olusturulacak kurul ve komitelerin kararlari dogrultusunda gerekli arastirma ve incelemeleri yapmak,

d) Görev alanina giren konularda sözlesme ile yurt içi veya yurt disinda gerçek ve tüzel kisilere arastirma, etüt ve tercüme isleri yaptirmak,

e) Yerine getirmekle yükümlü oldugu hizmetlere iliskin olarak teblig, genelge ve benzeri düzenleyici islemleri Basbakanlik vasitasiyla yapmak.

Avrupa Birligi Genel Sekreterliginin Kurumsal Anlayisi

Avrupa Birligi’ne tam üyelik çalismalarinda kamu kurum ve kuruluslari arasinda esgüdümü saglamak; bu çalismalara katilimci demokrasinin vazgeçilmez unsurlari olan sivil toplum kuruluslarinin, üniversitelerin ve medyanin aktif olarak katilimini saglamak ve toplumun tüm kesimlerinde Avrupa Birligini olusturan temel degerlerin yerlesmesine yönelik çalismalar yapmaktir.

Ekonomik ve Mali Konular, Sermaye Hareketleri ve Istatistik Alt Komitesi


Çalisma Alani

Altkomite, Avrupa Birligi Komisyonu ve Türkiye Cumhuriyeti Hükümetinin temsilcilerinden olusur. Her iki taraf karsilikli olarak komiteye baskanlik ederler.

Altkomite, Ortaklik Konseyi'nin yetkisi altinda çalisir. Her toplanti sonrasi Ortaklik Konseyi'ne toplanti raporu sunulmak zorundadir. Altkomite karar almaya yetkili degildir.

Altkomite, Ortaklik Anlasmasi ve Katilim Ortakligi ve Ulusal Program çerçevesinde gerçeklestirilen tedbirleri tartismakla görevlidir. Ekonomik ve Mali Konular, Sermaye Hareketleri ve Istatistik Alt Komitesi'nin uygulamada karsilasilacak sorunlari tartismak ve çözüm üretmekle görevli oldugu konular asagida belirtilmistir:

-Ekonomik ve Parasal Konular
-Cari Ödemeler ve Sermaye Hareketleri
-Mali Sektör reformu (özellikle yapisal reformlar)
-Istatistik

25-26 Ocak 2001 tarihindeki Ekonomik ve Mali Konular, Sermaye Hareketleri ve Istatistik Alt Komitesi


Toplanti Sonuçlari

EKONOMIK VE PARASAL KONULAR, SERMAYE HAREKETLERI VE ISTATISTIK

A- 11 Nisan 2000 tarihli Ortaklik Konseyi Karari uyarinca kurulan Ekonomik ve Mali Konular, Sermaye Hareketleri ve Istatistik Alt Komitesi (Türkiye ve AB Komisyonu)

A.1. 25-26 Ocak 2001, Brüksel Toplantisi Sonuçlari:

Toplantida, AB ekonomisindeki son gelismeler, Katilim Öncesi Mali Gözetim Prosedürü kapsaminda Bildirim ve Katilim Öncesi Ekonomik Program ve Makro Ekonomik ve Finansal Sektör Istikrarini Degerlendirme, AB’nin sermaye hareketleri ile ilgili mevzuati, Türkiye ekonomisinin genel durumu, kamu maliyesi, para ve döviz kuru politikasi, ödemeler dengesi, yapisal reformlar, Bankacilik Düzenleme ve Denetleme Kurulu’nun yapisi, çalismalari ve Kasim 2001’deki bankacilik krizi, sermaye hareketlerindeki mevcut mevzuat, dogrudan yatirim, portfolio yatirim ve finansal krediler, sermaye piyasasi gelismeleri ve kurumsal yatirimcilar ve Istatistik alaninda isbirligi konulari ele alinmistir.

a) Enflasyonun düsürülme çalismalarinin beklenenden daha yavas olmakla birlikte dogru yönde ilerledigi,
b) Mali konsolidasyon çalismalarinin devam ettigi, ancak kamu harcamalarinda kaliteye dikkat edilmesi gerektigi,
c) Mevcut ekonomik programin temel taslarindan biri olan döviz kuru politikasinin enflasyonun yavas düsmesi nedeniyle olumsuz etkilendigi,
d) Dogrudan yabanci sermaye yatiriminin düsük oranda olmasinin dikkat çekici oldugu,
e) 2000 yilinin ikinci yarisinda gerçeklestirilen yapisal reformlarda yavaslama gözlendigi,
f) Bankacilik sektördeki yapisal reformlara isleyen bir piyasa olusmasi bakimindan hiz verilmesi gerektigi,
g) Bir ekonominin en degerli aktiflerinden biri olan insan kaynaginin gelistirilmesine daha fazla önem verilmesine özen gösterilmesi,

vurgulanmistir.

Toplantinin Eurostat ile istatistik konusunda yapilan bölümünde;

a) Eurostat, Eurostat’in rolü, Helsinki Zirvesi sonrasinda DIE ile isbirliginin baslatilmasi, Türk Istatistik Sistemine iliskin ön degerlendirme toplantisinin (Aralik 2000) sonuçlari ve genel olarak aday ülkeler özel olarak da Türkiye ile istatistik alaninda yürütülecek isbirliginin stratejisi hakkinda bilgi sunmustur.
b) DIE, Katilim Ortakliginda kisa vadeli öncelik alanlari olarak tanimlanan hususlarda (Isyeri istatistikleri, Is istatistikleri, Demografik Istatistikler, Tarim istatistikleri) bilgi vermistir.
c) Ayrica, bölgesel siniflandirma sistemi ile Istatistik Kanununda degisiklik yapilmasi konularinda görüsmelerde bulunulmustur.
d) Komisyon, DIE’nin hazirlayacagi projeleri ve Eurostat’in aday ülkeler için düzenledigi Çoklu Ülke Programlarina DIE’nin katiliminin finansmanini Idari Isbirligi Fonun’dan destekleyecektir.

A.2. 17-18 Temmuz 2001 Ankara Toplantisi Sonuçlari:

Toplantida, Türkiye ve AB ekonomileri bakimindan makro ekonomik unsurlar, mali sektör gelismeleri ve mali sektör reformu (bankacilik sektöründeki yapisal reformlar, sermaye piyasalari, sigortacilik ve emeklilik fonlari), özellestirme, liberalizasyon ve kamu sektörü reformu, Katilim Öncesi Mali Gözetim Prosedürü kapsaminda Türkiye tarafindan 1 Mayis 2001 tarihinde AB Komisy0nu’na sunulan Bildirim ve hazirlik çalismalari devam eden Katilim Öncesi Ekonomik Program ve AB Komisyonu tarafindan aday ülkelere yönelik hazirlanacak Makro Ekonomik ve Mali Sektör Istikrarini Degerlendirme, sermaye hareketleri ve Ekonomik ve Parasal Birlik konulari ile Istatistik konusu ele alinmistir.

a) AB’ye katilim yolunda olan Türkiye’nin makro ekonomik istikrarini saglamasinin baslica öneme sahip oldugu,
b) Ekonomik istikrarin saglanmasi yönünde Yeni Ekonomik Program’in kabulü ve uygulamasinda gösterilen kararliligin memnuniyet verici oldugu,
c) Türk yetkililer tarafindan yapilan sunuslarin Ilerleme Raporu ve Makro Ekonomik ve Mali Sektör Istikrarini Degerlendirme için detayli ve faydali bilgiler sagladigi,

vurgulanmistir.

Toplantinin Eurostat ile istatistik konusunda yapilan bölümünde;

a) Eurostat ve DIE temsilcileri arasinda bilgi alisverisinde bulunulmustur. Bu çerçevede DIE, daha önce olusturulan 6 temel istatistik çalisma grubu altinda konulari daha teknik detayda inceleyecek 38 alt çalisma grubu olusturuldugunu, bunlarin çalismalara devam ettigini bildirmistir.
b) Eurostat asagidaki hususlara önem ve öncelik verilmesini istemistir:

· DIE’nin Kurulus Kanununun gözden geçirilmesi: Bu konuda DIE’de bir çalisma baslatilmistir. Ancak, DIE bu kanunu gözden geçirirken diger ilgili kurumlarin sorun/eksiklerini tam olarak belirleyerek, ihtiyaçlara tam cevap verecek bir kanun çikarmak istemekte ve acele edilmemesi gerektigini ifade etmektedir. Eurostat buna olumlu bakmakla birlikte yine de bu Kanunun bir an önce çikarilmasinin bu alandaki faaliyetlerin yasal bir mevzuata dayanarak daha düzgün bir sekilde yürütüleceginin önemini vurgulamistir.
· Isyeri kayit sisteminin olusturulmasi : Idari kayitlarin özellikle isyeri ve is istatistiklerinde yeterli olmadigi, oysa ekonomik analizlerde buralardan gelecek verilerin öneminin büyük oldugu vurgulanmistir. Bu alanda enformasyon teknolojilerinin olusturulmasi gereklidir. DIE’de bu konu ile ilgili bir çalisma grubu çalismalarini devam ettirmektedir.
· NUTS siniflandirma sisteminin olusturulmasi: Bu konuda DIE-DPT isbirligindeki çalismanin hizlandirilmasi vurgulanmistir. Çalisma devam etmektedir.